Édouard Lalo'nun re minör konçertosu on dokuzuncu yüzyılın önemli viyolonsel eserlerinden biridir. Buna karşılık konser programlarında Dvořák ya da Elgar kadar sık görülmez. Bunun nedeni eserin niteliği değil, repertuvar alışkanlıklarıdır. Konçerto üç bölümlüdür ve Fransız yazısının netliğini taşır.
Birinci bölüm sert bir girişle açılır; solist neredeyse konuşan bir tavırla söze girer. Ana bölüm ritmik olarak keskindir ve yay kullanımında kararlılık ister. İkinci bölüm İspanyol renkleri taşır ve dans ritimleriyle şarkı çizgisini birleştirir. Bu bölümde en sık görülen sorun ritmin yumuşayıp karakterin kaybolmasıdır.
Üçüncü bölüm hızlıdır ve sıçrayan yay tekniğini yoğun biçimde kullanır. Eserin teknik dağılımı dengelidir; tek bir güçlük türü baskın değildir. Bu özellik onu audisyon ve sınav hazırlığı için elverişli kılar. Orkestra eşliği kalabalıktır ve denge provada dikkat ister.
Solist ses gücünü artırmak yerine temas noktasını ve yay hızını ayarlar. Repertuvar planlamasında bu konçerto, bilinen eserlerin yanında bir çeşitlilik seçeneği sunar.
Konçertonun orkestra partisyonunu okumak bu eserde özellikle yararlıdır. Solo çizginin nerede desteklendiği ve nerede açıkta kaldığı ancak partisyonla görülür; denge kararları buna göre verilir.
Derslerimizde Lalo konçertosu, ritmik karakterin korunması ve sıçrayan yay üzerinden çalıştırılır.