Yirminci yüzyılın ilk yarısında radyo yayıncılığı hızla yayıldı. Bu yayınların önemli bir bölümü canlı müzikten oluşuyordu. Kayıt teknolojisi henüz sınırlıydı ve uzun programlar canlı doldurulmak zorundaydı. Bu ihtiyaç, yayın kurumlarının kendi orkestralarını kurmasına yol açtı.
Radyo orkestraları düzenli bir kadro ve düzenli bir program takvimi taşıyordu. Bu düzen müzisyenler için istikrarlı bir çalışma alanı yarattı. İkinci bir sonuç repertuvar alanında görüldü. Radyo orkestraları geniş bir repertuvarı hızla hazırlamak zorundaydı.
Bu, deşifre becerisini ve prova hızını öne çıkardı. Üçüncü sonuç çağdaş müzik alanındadır. Birçok radyo orkestrası yeni eserlere düzenli yer verdi ve sipariş verdi. Bu destek olmadan yirminci yüzyıl repertuvarının önemli bir bölümü yazılmazdı.
Kayıt teknolojisi geliştikçe canlı yayın ihtiyacı azaldı. Buna karşılık birçok radyo orkestrası varlığını sürdürdü ve konser kurumuna dönüştü. Bugün de çağdaş repertuvarın taşıyıcılarından biri olarak çalışıyorlar.
Bu kurumların arşivleri de önemli bir kaynaktır. Uzun yıllara yayılan kayıtlar, icra alışkanlıklarının nasıl değiştiğini izlemek için kesintisiz bir dizi sunar.
Derslerimizde deşifre becerisi, topluluk çalışmasının ayrılmaz parçası olarak düzenli çalıştırılır.