Klasik müzikte kayıt, yirminci yüzyıl boyunca repertuvarı biçimlendiren bir güç oldu. Bir eserin kaydedilmesi onu geniş bir dinleyiciye ulaştırır. Ulaşan eser daha çok çalınır; çok çalınan eser daha çok kaydedilir. Bu döngü belirli eserleri merkeze taşır.
Sonuçta viyolonsel repertuvarında birkaç konçerto ve birkaç sonat baskın hâle gelir. Diğer eserler bilinmediği için değil, döngüye girmedikleri için seyrek çalınır. Döngünün dışında kalan eserlerin bir bölümü nitelik olarak eşdeğerdir. Bu, kayıt seçimlerinin nitelikle birebir örtüşmediğini gösterir.
Başka etkenler de rol oynar: süre, orkestra maliyeti ve tanıdıklık. Kısa ve tanıdık bir eser kayda daha kolay girer. Uzun ve kalabalık kadro isteyen bir eser dışarıda kalabilir. Son yıllarda dağıtım biçiminin değişmesi bu tabloyu bir miktar esnetti.
Bağımsız yayınlar ve dijital erişim, az bilinen eserlere alan açtı. Buna karşılık merkez repertuvarın ağırlığı sürüyor. Kursiyer için buradaki ders, dinleme listesini bilinçli olarak genişletmektir.
Canlı kayıtlar ayrı bir yerde durur. Düzeltme olanağı bulunmadığı için bu kayıtlar bir icranın gerçek hâlini gösterir ve stüdyo kayıtlarıyla karşılaştırıldığında öğretici olur.
Derslerimizde dinleme listeleri, merkez repertuvarın dışına çıkacak biçimde hazırlanır.