Konçerto, bir solo çalgı ile orkestra arasındaki ilişkiyi biçimlendiren bir formdur. Klasik konçertoların çoğunda orkestra önce girer ve uzunca bir bölüm çalar. Bu giriş bölümü malzemeyi tanıtır ve tonu kurar. Solist girdiğinde aynı malzemeyi devralır ama farklı bir tavırla söyler.
Bu devralma, konçertonun temel gerilimini oluşturur. Orkestra topluluk, solist ise tek kişidir; ikisi arasındaki denge sürekli değişir. Barok dönemde bu ilişki dönüşümlü bir yapıyla kurulurdu. Orkestra bir bölüm çalar, solist araya girer ve orkestra aynı bölümle geri döner.
Bu dönüş bölümleri dinleyiciye yön verir ve yapıyı görünür kılar. Romantik dönemde giriş bölümü kısaldı ve bazı eserlerde solist doğrudan girdi. Bu değişim, solistin konumunun güçlenmesinin doğrudan sonucudur. Viyolonsel konçertolarında denge ayrıca bir sorun olarak eklenir.
Çalgının bölgesi orkestranın en kalabalık bölgesiyle çakışır. Bu nedenle bestecilerin çoğu solist çalarken orkestra dokusunu inceltir.
Solistin sustuğu bölümler de hazırlık gerektirir. Uzun orkestra kesitlerinde çalgı soğur ve dikkat dağılır; icracı bu süreyi izleyerek ve girişini içeriden sayarak geçirir.
Derslerimizde konçerto çalışması, orkestra bölümlerinin dinlenmesi ve giriş anlarının hazırlanmasıyla yürütülür.